23 Şubat 2011 Çarşamba
İstanbul'da bir sürrealist daha; Alejandro Jodorowsky
İlk olarak şunu söylemek gerekir ki if 2011 kapsamındaki söyleşisini dinleyemeyenler gerçekten büyük birşey kaçırdılar. Birinci ağızdan sürrealizm ve sürrealistlik üzerine Andre Breton, Luis Bunuel anıları dinlemek başka nasıl mümkün olabilirdi bilmiyorum. 82 yaşında olmasına rağmen insan bir yorulur, oturur. Oturmadı. Çevirmen Serra Yılmaz'da ona eşlik etti.
'Benim vatanım ayakkabılarımdır' diyerek başladığı giriş konuşmasında bağımsızlığını, özgürlüğünü ve insanın kendini keşfetme konusundaki yetersizliği üzerine değinmeler yaparak, kolektif yaşam alanlarının bireysel etkilerini açıkladı. Jodorwosky' nin vandalitesi, vitalitesi sanırım herkesi cezbetmiş olacak ki salon gülmekten ağzını düzeltemez duruma geldi.
Filmleriyle ilgili küçük detaylar vermekten de geri kalmadı tabiki. Hayata geçiremediği (ki geçirseymiş muhteşem birşey olacakmış) 'dün' filmini belgesel olarak izleyeceğimizin müjdesini verdikten sonra, Sanra Sangre'de oynayan küçük oğlunu sırf gerçeğe daha yakın olması için vizörün altından nasıl çimdikleyip ağlattığını anlattı. Bol bol hollywood filmlerine ve oyuncularına göndermelerde ve eleştirilerde bulundu. Andre Breton'un hiçbirşeyi sevmediğini, Luis Bunuel'in müzikten hoşlanmadığı için filmlerinde müzik kullanmadığını, sürrealist gruptan kendi isteğiyle ayrıldığını, kültür yanılsaması ve insanlar üzerindeki uyuşturucu etkisi üzerine düşüncelerini paylaştı. Ayşe sana pas vermiyorsa fatma'yı sev dedi. Resim, müzik, pandomim(gençliğinde), tarotla ilgilendiği ve yaşlanmayı bile kendine yakıştırmış, bununla mutlu olabilen bir adamın hayatını, kendini deşifre etmekten en ufak rahatsızlık duymadan hamile kaldığını bile söyledi. Varın siz yanın.
http://www.imdb.com/name/nm0423524/
9 Şubat 2011 Çarşamba
Nadja'dan notlar
-Kimim ben?
-Sizinkinin başlangıcı olan nefesimin sonuyla,
-İsteseydiniz sizin için hiçbirşey ifade etmezdim ya da yalnızca iz olurdum.
-Pembe siyahtan yeğdir ama ikisi uyuşur.
-Sen benim efendimsin. Ben, dudaklarının kenarında soluk alıp veren ya da can atomum yalnızca.
Gözyaşlarıyla ıslanmış bir parmağın dinginliğine dokunmak istiyorum.
-Kömür parçalarıyla dolu bir deliğin karanlığında sallanan bu terazi neden?
-Terliklerinin ağırlığıyla düşünceleri ağırlaştırmak.
-Düşünce, sahip olmadığı hakları hemen her yere yarar.
-Varolduğuna göre ve var olmayı bir tek sen bildiğine göre bu kitapta gerekli değil belki de.
-Uzun soluklu bir işe girişmeye gösterdiğim eğilimin nedeniyle, hayatın, sevdiğim ve bana kendisini sunan hayatın-soluğu kesercesine yaşanan hayatın- gözünden düşeceğime fazlasıyla eeminim.
-Beni bir edebiyat nesnesi yaptın, ben gerçek bir kadın olmak isterdim.
Andre Breton
-Sizinkinin başlangıcı olan nefesimin sonuyla,
-İsteseydiniz sizin için hiçbirşey ifade etmezdim ya da yalnızca iz olurdum.
-Pembe siyahtan yeğdir ama ikisi uyuşur.
-Sen benim efendimsin. Ben, dudaklarının kenarında soluk alıp veren ya da can atomum yalnızca.
Gözyaşlarıyla ıslanmış bir parmağın dinginliğine dokunmak istiyorum.
-Kömür parçalarıyla dolu bir deliğin karanlığında sallanan bu terazi neden?
-Terliklerinin ağırlığıyla düşünceleri ağırlaştırmak.
-Düşünce, sahip olmadığı hakları hemen her yere yarar.
-Varolduğuna göre ve var olmayı bir tek sen bildiğine göre bu kitapta gerekli değil belki de.
-Uzun soluklu bir işe girişmeye gösterdiğim eğilimin nedeniyle, hayatın, sevdiğim ve bana kendisini sunan hayatın-soluğu kesercesine yaşanan hayatın- gözünden düşeceğime fazlasıyla eeminim.
-Beni bir edebiyat nesnesi yaptın, ben gerçek bir kadın olmak isterdim.
Andre Breton
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
