-Garip kuşlardı leylekler. Günün birinde yuvasını düzeltmeye kalkınca dişi leyleğin kendisine nasıl saldırdığını anlamıştı Lekh. O da öcünü kuluçkaya yatan leyleğin yumurtaları arasına bir kaz yumurtasi koymakla almıştı. Yavrular yumurtadan çıkınca, erkek ve dişi leylek bu garip yaratığa şaşkınlıkla bakmışlardı. Kısa, çarpık bacaklı, biçimsiz bir şeydi yavrularından biri. Yamyassı bir gagası vardı. Dişisinin kendisini aldattığınıa inanan baba, leylek yavruyu öldürmeye kalkıştı. Dişi leylekse, küçüğü kurtarmak gerektiğine inanmıştı. Erkeğin elinden kurtarmak için, damdan avludaki samanların arasına yuvarlamıştı zavallıyı. Bununla aile kavgası sona ermişe benziyordu. Ama, göç çağı gelince leylekler toplanıp görüştüler. Uzun süren tatrışmalardan sonra dişinin kocasını aldattığı, onunla birlikte gelemeyeceği kararlaştırıldı. Ardından da kararın uygulanışına geçildi. Leylekler havalanmadan ,erkeğini aldattığına inanılan dişi gaga ve kanat vuruşlarıyla öldürüldü. Erkeğiyle birlikte yaşadığı damın altında bulundu ölüsü. Yanında çirkin bir yavru, iki gözü iki çeşme ağlıyordu.
-Günün birinde kocaman bir karga yakaladı, kanatlarını kırmızıya, boynunu maviye, kuyruğunu da yeşile boyadı. Bir karga sürüsünün kulübemizin üzerinden geçtiğini görünce koyverdi kurbanını. Aralarına karışır karışmaz amansız bir savaş başladı. Siyah, kırmızı, mavi ve yeşil tüyler uçuştu havada. Kargalar yükselmeye başlamıştı birden, kurbanımızın döne döne tarlalara düştüğünü gördük. Kuş yaşıyordu hala. Gagasını açıp kapıyor, kanatlarını oynatmaya çalışıyordu boşu boşuna. Kardeşleri gözlerini oymuşlardı.


