5 Haziran 2011 Pazar

Yabancı / Albert Camus





Tekerlekler üzerinde kayan zindanımın karanlığında, yorgunluğumun ta derinliklerinden gelmişçesine sevdiğim bir kentin kendimi mutlu hissettiğim, belli bir saatin bütün bu alışılmış gürültülerini eskisi gibi, bir bir bulur gibi oldum. Gerginliğini yitiren havada gazete satıcılarının sesi, küçük parktaki son kuşların ötüşü, sandviç satıcılarının bağırışması, kentin yüksek dönemeçlerinde tramvayların çıkardığı iniltili gıcırtılar ve göğün daha gece limanın üzerine çökmeden önceki uğultusu, bütün bunlar benim için cezaevine düşmeden önce bildiğim gözü kapalı bir gezintiyi düzenliyordu. Evet, bu saat, bundan çok zaman önce mutlu hissettiğim bir saatti. Beni o zamanlar bekleyen hafif ve deliksiz uykuydu. Ama yine de birşeyler değişmişti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder